banner57

Son zamanlarda ilişkiler arasında kararsızlık o kadar çoğaldı ki, adeta bir koro halinde ağızdan benzer şeyler çıkmaya başladı:

Evlenecek adam/kadın yok!

Soruna, önce kendilik aynamızdan bakarak başlayabiliriz. Uzun süre aynı sorunu yaşayan ve farklı partnerlerle de çözüm sağlayamayan ilişkilerin odaklanması gereken merkez, kendileridir. Çünkü senaryonuz (ilişki ve eş algısı) değişmediği sürece, hayatınıza giren kişilere sadece senaryonuzdaki rolü verirsiniz. Yani sadece oyuncular değişir. Böyle olunca da; süreleri farklı olsa da sonuçlar genelde aynı olur.

Eş seçimi konusunda kararsızlık; bir neden değil, sonuçtur.Peki neden her şey ortalama iyi giderken yeri ve zamanına uygun kararlar alamayız ?

Kararsızlığın altında neler yatar ?

  • Mükemmelliyetçilik
  • Duygusal bağımlılık
  • Geçmiş yaşantılar
  • Güçlü görünen, ama kusurlu hisseden yapımız
  • Garanticilik

Aileden gelen şema ve mükemmelliyetçi yetişme tarzı, çocuğun hata yapmamasını dikte eder. Diğer yandan da ailenin yapılan hataya tolerans göstermemesi ve her hatayı ciddi bir olaymış gibi gündemde tutması, bu ailede büyüyen çocuklar için ‘seçim yapma’ ve ‘karar alma’ sürecini bir sendroma dönüştürebilir. Arka  plandaki ebeveynin dayanıksızlık şemaları ve kontrolcü yapısı, çocuğun hatalarına tolerans göstermeyi engeller. Böyle olunca da ‘en iyisi, en risksizi’ algısıyla garantici bir tavırla yaklaşırken, duygusal ilişkilerini de bu yöntemle yürütmeye çalışırken tıkanır. Bu bireylerin ayrılık kararı almaları en az birliktelik kararı almaları kadar zordur.

Duygusal bağımlı yapıdakiler ise; genelde ilişkiden kaçan, bağlandıklarında ise hayatlarının merkezine eşlerini alan kişilerdir. Onlar, içlerindeki duygusal boşluğa ve yoğunluğa uygun birinin olduğuna pek inanmaz. Bu nedenle genelde eski ilişkilerinin çok fazla etkisindedirler. En doyurucu olan, en çok seven, eve en çok ilgi gösteren, yani tüm beklentilerini karşılayacak birini ararken, genelde ya yalnız kalır ya da ilişkilerinde bağımlı sistem nedeniyle sorun yaşar.

Bir de tanık oldukları süreçlerdem dolayı karar alamayanlar vardır. Gerek ebeveynlerinin evliliklerinde şahit oldukları gerekse de yaşadıkları ilişkilerdeki olumsuzluk tecrübeleri nedeniyle evlilik kararı alamazlar. Sürekli kavga eden anne-baba örneği, haklılık savaşları içinde büyüyenler, sadakatsizliklere şahit olanlar, şiddete tanık olanlar veya maruz kalanlar, evliliği güvenli ve gerekli olarak görmeyebilir.

Güçlü görünen, ama kusurlu hisseden kişi ise derindeki kusurlarının farkedilmemesi için uzun ve bağlılık gerektiren ilişkilerden kaçar. Dışardan herşeye sahip güçlü bir profil çizerken, kendi içindeki değersizlik ve kusursuzluğun farkedilememesi ve buna bağlı olarak da bunun kullanılıp, üzüleceği kaygısıyla ‘part time’ veya ‘fast food’ ilişkiler yaşar. Genelde ‘çok yoğunum, işlerden zaman kalmıyor’demeyi severler.

Bazen de çok aşık olduğumuz kişiden ve sıkıntılı olan ilişkiden uzaklaşmak gerekir. Biraz ara vermek, iki tarafında süreci gözden geçirmesi gerekir. Bu durum size ağır gelebilir. Bu kadar emek verdiğiniz bir ilişkinin bu şekilde sonuçlanması, bunca fedakarlığa rağmen karşınızdakinin cesaretsizliği ve bencilce tutumu sizi üzdüğü kadar öfkelendirecektir de ...Ama unutmayın ki bu uzaklaşma süreci; hem onun düşünüp kendini sorgulaması hem de size olan duygularıyla yüzleşmesi için bir fırsattır. Güvende hissetmek sevilmekten daha güçlü bir ihtiyaçtır. Zamana bırakın ve bekleyin. İki tarafın da birbirine hiçbir çıkar olmadan  değer verdiği sağlıklı ve doğru bir ilişkiyse; daha güçlü bir şekilde tekrardan başlayacaktır. Başlamayan ilişki, suyun üstüne yazılan yazı gibi yok olup gidecektir.

Son olarak söylemeliyim ki birini seviyorsanız, bırakın olduğu gibi var olsun. Sevmek sahip olmakla ilgili değildir. Sevmek, değer vermek ile ilgilidir. Size değer vermeyen, kendinizi değerli hissetmediğiniz bir ilişkide önce kendinizi sorgulayın. Eğer karşıki tarafla değer yargılarınız, sevgi diliniz uyuşmuyorsa, sizi sadece üzecek ve yoracak bir ilişki yaşıyorsunuz demektir. Siz değerlisiniz ve bu değerin değerli kaldığı ilişkiler kurun. İşte o zaman hayata yeniden ‘merhaba’ diyeceksiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.