banner57
Psikanalizin yapısal kuramı zihni üç birime böler.Bu üç birim birbiriyle bağlantılıdır.
1.İd (alt benlik)
2. Ego (Benlik)
3. Süperego (üst benlik)

Benlik, alt benlik ve üst benlik ile etkileşim halindedir. Arzular, istekler, ihtiyaçlar alt benliğimizden gelir. Kural koymalar, kısıtlamalar ise üst benliğin görevidir. Benlik ise bu ikisi arasındaki dengeyi sağlar. Alt benliğin ihtiyaçları ile üst benliğin ihtiyaçlarının yeterince ayrıştırılamaması bebeklik döneminden başlar ve ilk başlarda bu durum normal birşeyken bunun aşılmamış hali hastalığa götürebilir.

Sevgi ilişkileri benlik bağlılığı ile ilgiliyken, aşk ilişkileri yıkıcı olan alt benlik işlevidir. Alt benlik daha dürtüseldir ve her zaman doyuma kavuşmayı arzular.Sevgi benliğin, aşk ise alt benliğin meselesidir. Aşk, yüceltilmiş biçimde bir alt benlik işlevidir, ötekini sevme, yatırım yapma kapasitesi vardır ve benlilik bağlılığının işaretidir.

Aşk, tahripkar olabilir. Ötekine aşkın sürdürülebilmesi için, benlik değersizleştirilir.Yani ilişkilerde kendinden ödün vererek yapılan yatırımlar, kendini yok sayma ve tamamen karşıdakine odaklı yaşama ve onu mutlu etme arzusunun herşeyden önce gelmesi; aşkın kişinin benliğini tamamen yok etmesinin göstergesidir. Ego, istek ve arzularını alt benlikten alır. Aşk ise bir alt benlik fonksiyonudur. Narsistik kişiler bu yüzden aşık olamazlar.Ötekini sevmiyor çünkü kendine aşık.Ya da kendilerine değer kattığını düşündükleri kişilere, kendilerinin bir uzantısı olarak aşık oluyorlar. Hatta Freud kadınları çok daha narsistik bulur. Feministler bunu eleştirir. Kadın, kendine bakım yapar, kendine yatırım yapar çünkü kendinden bir çocuk çıkacağının bilincindedir ve o çocuk için tüm yatırımları kendine yapması gerektiğini düşünür. Kadınlar, anne olana kadar narsistik yatırımlarından vazgeçmezler. Anne olan kadın, kendine yaptığı tüm yatırımları çocuğuna yapmaya başlar.

Erkek ise bakıma muhtaçtır, bir annenin bakımını arzular. Bu yüzden ayrılıklarda kadından çok, erkek daha fazla yıkım yaşar. Bir kadının toparlanması bir erkeğin toparlanmasından her zaman daha kolaydır. Çünkü yıkım yaşayan, sevdiği kadını kaybeden erkek annesinden ayrılmış gibi olur. Kendine yatırım yapan kadın bir şekilde toparlanacaktır, fakat annesini kaybetmiş gibi hisseden erkek uzun zaman toparlanma süreci yaşayacaktır.

Aşk zaten patolojiktir. Ergenliği tamamlamak için aşık olma deneyimi gerekir. Ergen, aşık olarak ilk kez anne ve babasından ayrı bir birey olduğunu hisseder. Aşk çok rasyonel bir şey değildir, irrasyoneldir. Eğer rasyonelse o aşk değildir, başka şeyler işin içine girmiştir.Bu yüzden kişi aşık olduğunda kendi benliğine değil, sevdiği kişiye(ötekine) yatırım yapar.

Eğer, öteki buna karşılık verirse, o aşk devam eder. Çünkü ötekinin de kendi benliğinden vazgeçip, ötekine yatırım yapması gerekir.Yani karşılıklı olarak eşlerin birbirine zaman ayırıp , arzu ve isteklerini karşılayarak doyuma ulaşmaları gerekir. Aşkın sıkıntısı teğet geçmesidir. O andır ve o an doyum sağlıyorsa, aşk biter. Dolayısı ile doyum sağlanamayan ilişkiler, aşk olarak kalır. Kavuşulamamış aşklar, aşk olarak kalır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.