banner57
 Yazdın, yazdın, yazdın. Yorulmadan, dur durak bilmeden. Adına yazdığın kişiler ses çıkarmadıkça iyice yazdın. Seslerini, korktuklarından mı, kaygılandıklarından mı, yoksa dikkate değer bulmadıklarından mı çıkarmadılar, bilemeyeceğim. 

Her neyse, onlar yetmezmiş gibi dönüp kurumumuza yönelik saldırgan yazılar kaleme aldın, yılmadan, yorulmadan, neredeyse her sayı da. Sana cevap verme ihtiyacı dahi hissetmedik. Ne yapsak, neye adım atsak, gölge gibi takip ettin. İşlerimizi ve başarılarımızı kendine vazife edindin. 
Biz burada olmasaydık senin halin nice olurdu bilmiyorum ki…

Zaman zaman işlerimize yönelik basit eleştirilerini dile getirmekten çekinmedin. Bizimle derdin neydi bilmiyorum ama sonrasında alıştık bu duruma. Bunlarda yetmedi, şimdi de sosyal medyadan saldırıyorsun.
Her şeye tamam, ama bu sefer olmadı. 
Çünkü bu sefer, sınırlarımıza girdin. Şahsi, insani sınırlarımıza. Ağzından çıkana, kulağını tıkayarak hem de.

Bir kadın olarak yıllardır iş dünyasının içerisindeyim. Alnımın akıyla işimi yapıyorum. Yapmaya da devam edeceğim İnşAllah… 
İnsanlara karşı ahlaki olamayan, asılsız söylemler de bulunurken, Rabbimin verdiği “akıl” süzgecinden sözlerini ve düşüncelerini geçir istersen.
Asılsız, yalan sözlerle insan incitmek, öncelikli görevin mi? 
Sana böyle mi öğrettiler?
Böyle mi yetiştirildin?
Hangisi?

Adamlık mı yaptığın, çirkin iftiralarla Kahraman mı oldun? Aziz mübarek Ramazan Ayın da hem de…
Zayıflık, edepsizlik ve zavallılıktan öteye geçmeyen ifadeler…
Bay Kahraman… Kırdığın yerden kırılır, incittiğin kadar incinirsin umarım

Kas kuvvetim olsa sana daha fazlasını, diğerlerinin yapamadığını, gözümü kırpmadan yapardım. 
Ama şunu da beklerdim seni besleyenlerden…
Sana ,"Edepsizleşme, haddini aşma” demelerini…
Ama nerde? 

Ben senin ileri geri yazılarla yerden yere vuracağın, sonra da hiçbir şey olmamış gibi yüzüme güleceğin şahıslardan değilim, enişte. 
Bizimle uğraşacağına bir zamanlar itibarını beş paralık ettiğin, her ne olduysa şimdi de göklere çıkardığın Kralını ve etrafındaki üç beş organizatörü, sahte övgülerinle başını döndürmeye ve eğlendirmeye devam edebilirsin, Bay Saray Soytarısı. 

Çok şükür kimseye bağlı değilim. Özgür irademle işimin başındayım. Varsa alıp veremediğin, dolaylı yollarla adres göstereceğine, direkt söylersin. İşimi yapıyorum, işimi, kimseye eğilip bükülmeden, el etek öpmeden. 
Bana dil uzatma soytarı, ben buranın durup durup saldırdığın, sesini çıkarmayan, eli mahkum biçarelerine benzemem, sineye de çekmem, ben Dadaş kızıyım ve olacaklardan da sorumlu değilim. Hadsiz…

Seninle hiçbir iletişimim olmadı. Olmayacak da. Birbirimizi hiç ama hiç tanımıyoruz bile. Nasıl olurda hiç tanımadığın biri hakkında ileri geri konuşur ve yazarsın. 
Gündem oluşturmak istediğin belli, Bay Kahraman. Bunu daha adil yollardan yapabilirsin. 
Senin hakkında da türlü türlü sözler gelip söylüyorlar. Ovvvvvv, aman Allah’ım, neler neler… İşitsen söylenenleri, insan içine çıkacak yüzün kalmaz.
Neyse biz yine de söylentilere, He… He… Deyip geçiyoruz.
Çünkü çok önem arz etmiyorsun. 

Her söyleneni nasıl yazarız, nasıl inanırız. 
Gözümle gördüm mü? Hayır…
Kulağımla duydum mu? Hayır…
Birebir yaşadım mı? Hayır…
Çamur at izi kalsın, öylemi? Hadi atalım o çamuru. Bakalım altından kim temiz çıkabilecek…

Bu sana ilk ve son seslenişim. 
Çünkü bizim derdimiz şahıslar ve yaptıkları değil. Bizim derdimiz, toplumu yakinen ilgilendiren mevzular. Gazetemizin ilkesi ve düsturu toplumsallıktan yana. 
Tehdit de etmiyorum seni, iftira da atmıyorum sana.
Senin için Rabbim ’den “insani davranışlarını ve insani duygularını” geri kazanmanı diliyorum. Buna çok ihtiyacın olduğunu düşünüyorum. 
Bu saldırgan davranışlarının sebebini içinde yaşatamadığın, yok ettiğin “insanlığa” bağlıyorum. 

İşimi yapıyorum, iş insanıyım. 
Tıpkı annen gibi, tıpkı varsa iş yaşamındaki kız kardeşin gibi. Sadece bu memlekette onurumla işimi yapıyorum. 
Onurlu olmak, adam olmak, insan olmaktan geçer, erkek olmakla alakası yoktur. Bilmem, anlatabildim mi? 

O yanında ki Medine dilencisine de söyle, ekmek yediği kapıyı kirletmesin, vesile olduk hala Aksu’dan ekmek yiyor, minnet duysun. Kurumumuz adını kullanarak, çarptığı paraları getirsin, varsa alacağı içerisinden alır, en azından kurumun maddi zararını kurtarmış oluruz. Onun da bir genç kızı olduğunu hatırlatır ve tarafıma her söylediği yâda söyleyeceği her lafı aynen kendisine ve ailesindeki kadınlara iade ediyorum. 

Şunu da hatırlatmak da fayda görüyorum…
6 sene önce kurduk ilk gazeteyi Aksu’da.
İyi mi yaptık. Evet…
Bir sektörün ilk öncüleri olduk… Mutluyuz.

Sen ve yanındaki amca bundan epey yararlandınız. Helali hoş olsun…
Ne mutlu bize…
Bu gazete, bu ilçenin okuludur, onurudur. Aksulu bunu çok iyi bildiğinden her daim yanımızda bunu da iyice zihnine yerleştir. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.