Yoğun bir sis var dışarda. Göz gözü görmüyor. Etraf kalabalık, heryerden başka bir ses geliyor. Siz arabadasınız, eve ulaşmak istiyorsunuz. Hem daha önce yaşamadığınız ama tanıdık olan bir korku içerisindesiniz hem de eve varmanın sabırsızlığıyla arabayı hızla sürmek istiyorsunuz fakat yapamıyorsunuz. Önünüzü göremiyorsunuz. Her şey o an bulanık görünüyor, hiç bitmeyecekmiş gibi duruyor fakat çözüm sizde.

''Dilsizdir bazı yaralar, söylemez sahibini.'' Söyleyebilir misiniz sorunlarınızın sebebinin anneniz olduğunu? Aşık olduğunuz kişinin ailenizle anlaşamaması nasıl açıklanabilir ? Evleniyorsunuz, ya da evlenmek istediğiniz kişiyi ailenizle tanıştırıyorsunuz ve kocaman bir kaos oluşuyor. Hiçbirşey istediğiniz gibi gitmiyor. Onlar sizi ikiye ayırmak istiyor, siz kaçıp kurtulmak istiyorsunuz. Bazı yaraları dile getirmekte zorlanırız. Bekleriz, zamandan umut ederiz. Bakarız bazen işe yaramıyor, sessiz kalmamız gerekir. Avuçlarımızdan kayıp giden mutluluğumuzu fark ederiz. İşte bir şeyler yapmanın zamanı geldi deriz kendimize. Önce sorun nereden kaynaklanıyor olabilir ona bakalım ...

Genelde iki şekilde oluşan sahne vardır. Çocuklarını yaşamın merkezine alan, çocuğunu beslerken beslenen bağımlı anneler ve çocuktan beslenip, çocuğu bağımlı hale getiren annelerin yaşadığı sahnelerdir bunlar.

Birinci modelde anne alıcı değil verici roldedir.Tüm yatırımını çocuğun üzerine yapmış, yememiş yedirmiş, çocuğu için kocasına katlanmış, onun için sıradışı fedakarlıklar yapmış ve bunun ‘haklılığı’ ile her şeye müdahale etme ve her şeyi talep etme hakkına sahip olmuştur.

İkinci modelde anne sürekli mağdur, hasta, depresif veya acılarla ilgi odağıdır.Çocuklar kendini sürekli anneye ilgi göstermek, ihtiyaçlarını gidermekle yükümlü hissederler. Anne de bu sistem üzerinden var olduğu için bitmeyen psikosomatik rahatsızlıkları vardır. Hatta iyileşmekten bile korkabilir.Her şeye sahip olsa da ‘ama’ nidalarıyla mtsuzluğunu ifade edip, ilginin merkezinde olmayı sürdürür. Çocuk güvenli bağlanmayı yaşayamadığı durumlarda daha fazla bağımlılık geliştirir. Ebeveyni tarafından en çok ihmal edilen çocuk, evlendiğinde kök ailesini en çok memnun etmeye çalışan çocuğa dönüşebilir. Aşırı verici konumdaki ebeveynlerle aşırı alıcı konumundaki ebeveynlerin çocuklarının kök aile sorunları yaşaması yüksek ihtimaldir.

Enteresandır ki; çocuğuna bağımlı anneler ve eşine bağımlı gelinler birbiriyle daha fazla zıtlaşır. İkisi de aynı kişiye bağımlıdır. İkisinin de aynı bağımlı yapıda olması ‘ tesadüf’ değildir.

Bağımlı anneye sahip kişi, genelde memnun edici ve boyun eğici olduğu için, bu özelliğini sürdürmek için annesine benzeyen birini seçebilir.

Daha önce başka ilişkiler yaşamış olsa da; kontrolcü bağımlı özeşşiği olan eşte karar kılar. Bu durum; şemasını devam ettirdiği gibi, görev ve sorumluluğunu da iki katına çıkarır. Artık annesi gibi bir kadın daha vardır hayatında; eşi...

Kabul edelim ki, aileler arasında sorun olmadı, iki aile de birbiriyle iyi anlaştı. Sorun; çiftlerin problemlerini çözememesi veya sınır koyamaması, dolayısıyla eşlerin ne yapacağını bilmemesi veya kendi isteklerine göre hareket etmesinden kaynaklanabilir. Böyle olunca da herkes güçlenmek için, kendi ailesine sığınır. Genelde bu sahnelerden sonra, evlenene kadar ailesiyle yüzeysel iliişkileri olan gelin ve damat birden bire anne-baba kuzusu haline dönüşebilir. Evlendikten sonra ışık hızıyla ailesiyle yakınlaşan o kadar çok kişi görürsünüz ki… Hatta evlilik çoğu insanın ailesiyle ilişkilerini iyileştiren bir ilaç gibi olur.

Evlilik sürecinde eş ve aile arasında çatışmalar olabiliyor. Kayınvalide gelini sevmiyor veya kayınbaba damadı sevmiyor vs. Bu süreçte eşinin ailesinden vaz geçmesini ya da onlarla görüşmemesini isteyen, kaybeden olur. “ Ya ailen ya ben” ya da “onlarla görüştüğün sürece benden bir şey bekleme” diyen eşini ailesinin kucağına atar. Çünkü kimse, eşi istedi diye ailesinden vazgeçmez, vazgeçemez ve geçmemelidir.

Olur da eşiniz ailesinden sizin sözünüzle vaz geçerse, bilin ki gün gelecek, sizden de vazgeçecektir. Anne-babasından vazgeçecek kadar vicdanını kaybetmiş biri, o kapı bir kere daha açıldığı için günü geldiğinde eşinden de rahatça ve vicdan azabı duymadan vazgeçecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.